Moda Yönetim Araçlarına Değil, İhtiyacınız Olanlara Odaklanın!

Odaklan

DİA olarak şirketinizin tüm süreçlerini profesyonel olarak analiz ederek ihtiyaçlarınızı belirliyor; modüler yapıda, bulutta çalışan kurumsal yönetim sistemi yazılımımız ile departmanlar, iş süreçleri arasında tam entegrasyonu sağlıyor; hem yazılım hem destek hem donanım açısından ERP maliyetlerinizi düşürüyor; zaman, mekan, platform bağımsız bir şekilde her yerden erişim imkanıyla zamandan kazandırıyor; otomatik yedekleme ile güvenli bir yazılım sunuyoruz. Esnek ve modüler yapısı ile şirketiniz büyüdükçe hizmet aldığınız yazılım olarak DİA da büyüyor ve büyümenize ayak uyduruyor.

Dünyada 1980’ler Strateji, 1990’lar kalite, 2000’ler ise inovasyon yılları oldu. Türkiye, bu trendleri gecikmeli de olsa takip etti. Özellikle 2000’li yıllarda yazılmış olan tüm business (iş) ve pazarlama kitapları inovasyon, farklılaşma ve piyasaya hızlı ürün/hizmet çıkartıp rekabette öne çıkma üzerine yazılmıştı. Bu ana eksen etrafında ise, verimlilik, yalın, markalaşma, strateji, yönetim alanlarından teori ve teknikler dönüyordu.

Şirketlerimiz, bu trendleri neredeyse 7-8 yıl geriden gelmekle birlikte takip ettiler. 1990’ larda kalite, 2000’lerde strateji, 2010’ dan itibaren ise inovasyon, ürün geliştirme, farklı iş yapma kavramları popüler oldu.

Bu business araçlarından faydalanan da oldu, kurumsal enerjisini ve kaynaklarını o yolda heba eden de.

Günümüzde de big data (büyük veri), industry 4.0 (endüstri 4.0), IoT (nesnelerin interneti) ve AI (yapay zeka) kavramları iş dünyasının ilgi odağında.

Peki Türk şirketleri kaliteden, inovasyona doğru ilerledikleri yolculukta, yeni dünya düzenine uyum sağlayacak bu yeni kavramlara ne kadar hazırlar? Bu yeni model ve araçları uygulamak üzere kollar hemen sıvanmalı mı?

Daha şimdiden akademide ve iş dünyasında uzmanlardan “industry 4.0’ ı kaçırıyoruz, big data dan faydalanmıyoruz” sesleri gittikçe yükselmeye başladı. Tıpkı, 2000’li yıllarda inovasyondan yeterince faydalanmıyoruz veya 1990’larda kalite ve stratejik yönetim dalgasını kaçırıyoruz sesleri gibi.

Üstelik 2010’ dan itibaren teknolojideki kırılmalar ve gelişmeler nedeni ile artık bu modern teori ve teknikleri 7-8 sene geriden de takip etmiyoruz. Hemen hemen eş zamanlı, dünya ile senkronize bir şekilde izleyebiliyor, kitap, danışman ve iyi örnekler görerek uygulamaya yönelik hızlı eylemlere geçebiliyoruz.

Peki gerçekten de uzmanların bas bas bağırdığı gibi bir şeyleri kaçırıyor muyuz?

Yoksa bu popüler kavramları içi boş şekilde uygulamak, uygulamamaktan zararlı olabilir mi?

Yoksa odağımızı “inovasyon”, “farklı düşünme”, “hızlı hareket etme” ekseninde mi tutmalıyız. Bu kavramları konuşmaya ayıracağımız zamanı, strateji, inovasyon, farklılaşma kültürü ve hızlı karar alan, yalın yönetim ve organizasyon yapıları oluşturmak için mi kullanmalıyız?

Şirket sahipleri ve üst yöneticileri olarak, sosyal medya ve internet sayesinde, dünyada iş alanında neler olduğunu yakından görebiliyorsunuz. Öyle büyük bir bilgi bombardımanı var ki şirketiniz için hangi modellerin ve araçların doğru olduğunu anlamakta güçlük çekebiliyorsunuz?

Daha şirketimizde stratejik yönetime bile geçmeden, stratejik planlama yapmadan, bırakın stratejiyi, yönetim ve organizasyon yapılarımızı bile modern iş koşullarına uygun hale getirmeden; büyük veri, yapay zeka, endüstri 4.0’ları konuşmaya başlıyoruz.

Bu ne kadar sağlıklı?

Dünyayı yakından takip etmek, gelişmeleri bilmek, bu yönde adımlar atmak elbette çok önemli. Ancak her yeni çıkan kavramı alıp şirketimizde uygulamaya ne kadar hazırız?

Gerçekten de şirketinizin o son derece pahalı ERP sistemine, big data’ya büyük yatırımlar yapmaya, endüstri 4.0’a yönelik o yüksek maliyetli danışmanlık hizmetlerini almaya gerçekten ne kadar ihtiyacı var?

Bir şeylerde geç kalma korkusu adına, popüler business kültüründen uzaklaşmamak adına acaba şirketimize gerekmeyen, maliyeti faydasından yüksek ve uygulanması şirket enerjisini boşa akıtacak işlere mi odaklanıyoruz?

Şirketinizde, uygulanabilir bir stratejik yönetim, verimli ve hızlı karar almaya imkan veren bir yönetim ve organizasyon yapısı, inovasyonu öne çıkartan bir kurum kültürü, yetenekleri bulmaya, yetiştirmeye ve elde tutmaya yönelik sağlıklı insan kaynakları, gerçek anlamda sağlıklı güvenli, kullanışlı, zamandan tasarruf sağlayan her yerden kullanıma elverişli, mekan, cihaz, platform bağımsız, online veri sağlamaya dönük güçlü bir muhasebe sistemi ve sağlıklı bir risk yönetimi sistemi olmadan, bu popüler teknolojileri uygulama peşinde koşmak ne işe yarar?

Önce bu temel unsurlara yatırım yapmak gerekmez mi?

İşte şirketlerimiz için bizim tavsiyemiz bu zorlu günlerde, biraz temellere odaklanarak hem teknolojiye bulut teknolojilerine ayak uydurmak hem de şirket ihtiyaçlarını belirlemek. Şirketinizin yönetim ve organizasyon, stratejileri, insan kaynakları, inovasyon süreçleri üzerine biraz daha ağırlıklı eğilmek maliyetleri azaltmak gerekiyor. Bunlarda başarı sağlamadan, her ortaya atılan güncel teknoloji veya modelin peşinde koşmak fayda sağlamayacaktır.

Gönderiyi Paylaş